Öyle zannediyorum ki her insan hayatının belli dönemlerinde, yaşamını olumsuz yönde etkileyen travmalar yaşamıştır. Bu travmalar birçok farklı şekilde vuku bulabiliyor. Bir yakınınızı kaybetmek, terk edilmek, aldatılmak, çok inandığı bir işi başaramamak, maddi sorunlar, hayal kırıklıkları, hastalık veya dışlanmak gibi sayısız sebebi olabilir.

Bu travmanın içinde bulunan kişide ilk zamanlar yaşama karşı büyük bir isteksizlik oluşur. Evden çıkmak istemez, gece gündüz yaşadığı travmanın temelini oluşturan kişileri ve olayları düşünür durur. Bazen dışarı çıkıp bir şeyler yapmak ister ancak kendinde bu gücü bulamaz. Bütün gün kapalı bir kutu içerisinde eskimiş filmleri izlemek ister ancak kafasında dolanan düşüncelerden kurtulamadığından izlediğine de odaklanamaz.

Sonuç olarak, gün içinde bir önceki gün yapılanlardan farklı hiçbir yenilik olmadığı için beyin önceki bilgileri ve hatıraları tekrar tekrar değerlendirir ve durmadan eski bilgilerle oynar durur. Özellikle beynin bunu oluşturacak zamanı çoksa, yani içe dönük yaşamaya başlamışsanız, durmadan kendinizi ve yaşadıklarınızı düşünüyorsanız böyle bir döngüye girmişsiniz demektir. Bu döngüden çıkmazsanız hayat size bunaltıcı gelir ve içten içe ölmek istersiniz.

İlginçtir, insan o acı veren deneyimleri unutmak yerine düşünmeyi tercih eder. Eskiden öyle hevesle bağlıydı ki o elinden gidenlere. Acı veren taraflarını bile düşünmeyi bırakmak istemez.

İçinizi kemiren bir şeyler vardır hep, kendinizi hiçbiryerde huzurlu hissedemezsiniz.Kimseye güvenemezsiniz.Yinede pes etmezsiniz işte. Saflık mı dersin umut mu bilmem.

Yapılması gereken bu döngüden çıkmak. Bu döngüden çıkmanın yolu ise zihni meşgul eden o eski düşüncelerin yerine yenilerinin getirilmesi. Farklı şeyleri düşünmeyi sağlamak.
Eskiyi hatırlatan geçirdiğimiz boş vakitlerdir. Eskiyi düşünecek boş bir vakit bırakmamak zorundayız. Unutmayın amacımız bütün günümüzü doldurmak. O boş vakitleri zevk ve huzur veren aktiviteler ile dolduracağız.

Aşağıdaki maddelerin birçoğu bu döngüden çıkıp yeniden hayata bağlanmak yolunda uyguladığım çözüm önerileridir.

1- Kabul edin

Dünyanın mükemmel bir yer olmadığını kabul edin. İnsanların yalan söyleyebildiğini, aldatabildiğini, hastalıkların olduğunu, herşeyin güzel olmadığını ve aynı zamanda herşeyin kötü olmadığını da kabul edin. Bu kabul ediş ileride yaşayacağınız yeni sorunlar karşınıza çıktığında şaşırmamanızı sağlayacaktır.

2- Bağlanmayın

Bağlanmak nedir? Hiç elinizden gitmeyecekmişcesine sevmek. Sanki o şeyin sizinle mezara gireceğini düşünürcesine yapışmak. Ben size söyleyeyim; bunu sadece organlarınız yapacak.
Telefonuna, ayakkabına, annene, babana, sevgiline, eşine, hatta çocuğuna bile bağlanma. Hepsi birgün gidecek. Gittiğinde kırılır incinirsin. Mesela çok fazla anlam yükleme cep telefonuna. Çok bağlanma. O telefon yere düştüğünde için acır.

Unutmayın size en yakın olanlar, canınızı en çok yakabilecek olanlardır. Hemde iliklerinize kadar.

3- Spor Yapın

Etkisine inanamayacaksınız. Zaten tıbbi olarak da kanıtlanmış bir gerçek bu. Depresyon sorunu ile boğuşan insanlara verilen ilk tavsiyelerdendir.

Spor yaparken endorfin hormonları üretilir. Genellikle, yapmakta olduğumuz sporu en az 30 dakika devam ettirdikten sonra, endorfin hormonları salgılanır. Endorfinin vücuttaki işlevi morfine benzetilmektedir. Hem doğal bir ağrı kesici, hemde yatıştırıcı niteliği vardır.

4- Yeni Yerler Görün

Maddi imkanlarınız nispetinde hiç görmediğiniz bir şehre gidin. Buradaki tecrübelerinizi fotoğraflayıp sevdiklerinizle paylaşın. Seyehatde huzur vardır.

5- Mesleğiniz dışında bir uğraşınız daha olsun

Yaptığınız işten sıkıldığınızda kafanızı dağıtıp biraz huzur bulabileceğiniz vakit sınırı olmayan ve size zevk veren bir uğraş bulun.

Ben küçüklüğümden beri atları çok seviyorum. Fark ettim ki bu kadar sevmeme rağmen atlar ile hiçbir ilişkim olmamıştı. Dokunmamıştım bile.

Sonra karar verdim bir at çiftliğine gitmeye başladım. Onları seviyorum, eğerliyorum, tımarlıyorum, yemliyorum, avuçlarımdan su içiriyorum.
Orada arkadaşlarımla ata biniyorum. Orman gezilerine çıkıyoruz. Kumsalda dört nala koşup yüzüme vuran rüzgarın yumuşaklığını hissediyorum.

İkinci olarak ise balık tutmaya başladım. Minik, şirin bir kayık bulduk, dostlarımla sabah güneş doğmadan gidiyoruz bir yandan balık tutuyor, bir yandan gün doğumunu izliyor diğer yandan da gitar çalıp söylüyoruz.

6- Sevdiğiniz ile değil sizi sevenler ile olun

Bu zamana kadar tam tersini yaptınız. Sizi sevenlerden vakit çalıp, sevdiğinize verdiniz. Ne kazandınız? Hayal kırıklıkları içinde mükemmel bir yalnızlık. Bir şeyler yolunda gitmiyorsa, yolu değiştirmek lazım.

7- Hediyeleşin

Çok sevdiğiniz ancak daha önce hiç hediye almadığınız bir arkadaşınıza hediye alın ve ortada hiçbir sebep yokken ona verin. Yüzündeki şaşkınlık ve mutluluk karışımı ifade sizi çok mutlu edecek.

8- Kültürel etkinlikler

Hiç düşündünüz mü daha önce kaç kere tiyatroya gittiniz? Oradaki insanların heyecanına kaç kere ortak oldunuz? Yada, her gün radyoda dinleyip sesine hayran olduğunuz birinin konserine hiç gittiniz mi? Gidin. Asla pişman olmayacaksınız.

9- Çocukları sevin ve sevindirin

Birgün çıkın gidin mahallenizdeki çocuk parkına. Oturun bir banka, izleyin mutluluk içinde özgürce koşuşturan çocukları. İnanın bu iyi hissettirecek. Bir tanesini yakalayın gıdıklayarak güldürün ve yanaklarını ısırın. Fotoğraf çekmeyi unutmayın :)

Sokağınızda tanıdığınız bir çocuğa ufak bir harçlık verin. Bir yandan size teşekkür edip bir yandan koştur koştur bakkala gidişini izleyin.

Mehmet Seven

10- Evcil hayvan edinin

Paytak paytak yürüyen bir kuş veya bir golden. Ne fark eder ki? Onunla konuşmanız ve cevap veremese de sizi dikkatlice dinlemesi çok hoşunuza gidecek.

Bu bizim "Elma". Nasılda sevdiriyor kendini :))
elma

11- Güzel ve şık giyinin

Elbette her şey dış görünüş değil ama o da lazım. Birileri tarafından beğenilmek hoşunuza gidecek.

12- Sosyal medya takibini bırakın

Sosyal medya dediğimiz mecra bugün çok tehlikeli bir noktaya geldi. İnsanları ciddi depresyon ve umutsuzluğa sürükleme konusunda gerçekten çok başarılı. Sosyal medyada herkes mutlu anlarını paylaşıyor. Ben kimsenin işten atılışını veya bir yakının cenazesini fotoğraflayıp sosyal medyada paylaştığını görmedim.
Örneğin hesabınızda 360 tane arkadaşınız olsun ve her gün bir tanesi mutlu bir anını paylaşıyor olsun. Bu demek oluyor ki, neredeyse yılın her günü insanların mutlu anlarına tanık olacaksınız. Sanki bütün yıl siz dışında herkes çok mutluymuş gibi bir hisse kapılacaksınız.

Bir diğer konu ise geçmişte iliklerinize kadar acı çekmenize göz yummuş kişileri hala sosyal medya üzerinden takip ediyor olabilirsiniz. Bu sizin acınızı tazelemekten başka hiçbir işe yaramaz. İyileşmekte olan yaraya tuz basar durursunuz. O insanları silin ve bir daha profillerine bakmayın.
Bu ilk başlarda biraz zorlu olacak. Kendinize söz verin ve bir daha bakmayın. Eğer söz verdikten sonra içinize bakmak konusunda bir istek gelirse hemen başka bir şeye yönelin. Bırakın telefonu gidin buzdolabını açın boş boş içine bakın ama ne olursa olsun sözünüzü bozmayın.

13- Unutmaya çalışmayın

İnsan unutamaz, alışır. Geçmişte yaşadığınız ve sizi bu travmaya sevk eden kötü tecrübeleri unutmaya çalışmayın. Çünkü unutamayacaksınız. Bunun yerine alışmaya çalışmak çok daha kolay. O şeyler aklınıza mutlaka gelecek. Bu elinizde değil. Zaten yukarıdaki 12 madde o şeylerin daha az aklınıza gelmesi için.

Güneş her gün nasılda özetliyor vaziyeti. "Batıyorum ancak yeniden doğmak için".

Son olarak, tanıdığınıza tanımadığınıza, sevdiğinize sevmediğinize, gördüğünüze görmediğinize, herkese ve her şeye gülümsemeyi unutmayın :)

Kendinize iyi bakın.

nodejs dersleri